• insanokur.org

  • “Eşitlik, çünkü o olmaksızın özgürlük olmaz”. Jean Jacques Rousseau

8 Eylül 2008

İstanbul şiiri, Vedat Türkali / Eylül 1944 Akşehir

“İstanbul sevgisi bir simgedir. Türkiye’ye en az onun kadar da İstanbul’a duyduğu sevgi destansıdır elbette, yurtseverliğinin bir başka göstergesidir. Bir erkeğin kadınlara yönelik sevgisinin tek bir kadının kişiliğinde ortaya çıkması gibi, İstanbul sevgisi, yazarın Türkiye aşkının ete kemiğe bürünmesidir. 1944′te Akşehir’de yazdığı, çok sevilen bir şarkı haline gelen ünlü şiiri İstanbul’u hepimiz biliriz. Fakat, birçok romanında İstanbul’un başlıca karakterlerden ve mekânlardan biri olarak yer aldığı gerçeği Vedat Türkali’nin sürükleyici ve ateşli anlatımına kapılan okurun dikkatinden kaçabilir. Türkali ile İstanbul arasındaki ilişki, Dostoyevski ile S. Petersburg, Proust ile Paris, Zweig ile Viyana, Durrell ile İskenderiye, Bellow ile Chicago arasındaki ilişkiye benzer; Türkali bize büyüleyici ruhuyla İstanbul’u can yoldaşı olarak miras bırakır. İşte bu, gerçek dehanın belirtisidir. Vedat Türkali, ustamız, seni tüm kalbimle selamlıyorum. Türkiye’nin mücadelelerine tutkuyla katılan ve kültürüne büyük zenginlikler katan biri olarak kalemin yazgını kovalamaya devam etsin.” Moris Farhi

İstanbul
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul

Yazı okunma sayısı(6) Bugün okunma sayısı(4)

Kategori: Türkiye | 0 Yorum

8 Eylül 2008

Patasana, Ahmet Ümit. ‘İnsan benliğine yapılan bir kazı’

Romanın, “insan benliğine yapılan bir kazı” olduğunu sıkça dile getiren Ahmet Ümit, aynı hareket noktasını 2000 yılında yayınladığı “Patasana”da da koruyor. Mezopotamya olarak anılan bölge, yüzyıllar boyunca hem kanlı iktidar kavgalarının hüküm sürdüğü çeşitli uygarlıklara hem de coğrafî bir kesişme noktası olduğu için şiddetli savaşlara sahne oldu ve bu topraklardan kan ve şiddet hiç eksik olmadı. “Patasana”da bir anakroniye başvuran Ahmet Ümit, Hititler döneminde yaşanan iç çatışmalarla Türkiye’nin son yirmi yılda tanık olduğu bir dönemi anlamaya çalışıyor.
Ahmet Ümit, tıpkı diğer romanlarında olduğu gibi olayı, yaşadığı bugünün içinde insanı anlamanın bir aracı olarak kullanır. Dolayısıyla roman kahramanları ve karakterleri de alabildiğine sahicilik taşır. Bu niteliklerle birlikte “Patasana”, Ahmet Ümit romancılığının önemli bir halkasını oluşturur.
“Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk,

Yazı okunma sayısı(65) Bugün okunma sayısı(63)

Kategori: Türkiye | 0 Yorum

8 Eylül 2008

İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog (Ciltli), Galileo Galilei

Galileo Galilei’nin Engizisyonda yargılanma ve gözlerini kaybetme pahasına 16 yıllık çalışmayla ortaya çıkardığı, basımı Katolik Kilisesi tarafından yüzyıllarca yasaklanan ve Türkçe çevirmeni Reşit Aşçıoğlu’nun deyimiyle de “Dünyanın evrendeki adresini değiştiren kitap” 375 yıl aradan sonra Türkçeye kazandırıldı.
“Üzerinde on altı yıl çalıştığı İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog nedeniyle engizisyonda yargılandı, ev hapsine mahkûm edildi. Mahkûmiyeti sırasında ikinci başyapıtı İki Yeni Bilim Üzerine Diyalog’u tamamladı. Her iki yapıt da kısa sürede pek çok dile çevrildi ve modern bilimin başlangıcı olarak tarihe geçti. Diyaloglar ne yalnızca astronomi ne de fizik kitabıdır. Otoriteyi temsil eden Aristoteles düşüncesiyle sıkı bir polemik yürütürken, aynı zamanda gözlemsel, deneysel, kuramsal birikimiyle Galileo, “doğanın yazıldığı dili” yeniden keşfederek, matematiği temel alan kendi yeni fiziğini kurar. Galileo’nun hakim sınıfa değil, sıradan okura sunduğu diyaloglar anlaşılması kaygısıyla Latince yerine İtalyanca kaleme alınmıştır.” Tanıtım Yazısı

“Sadece çevirisi 6 yıl süren ve basacak yayınevi bulması da iki yılı alan

Yazı okunma sayısı(62) Bugün okunma sayısı(60)

Kategori: İtalya | 0 Yorum

8 Eylül 2008

Galileo Galilei’nin Hayatı ‘Kuşku, bilimin babasıdır’

(Fotoğraf: Galileo Galilei’nin Ottavio Leoni tarafından çizilmiş portresi)
Modern fiziğin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı Galileo Galilei, 1564′te İtalya’nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi­nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile­i’nin oğlu olan Galileo, ilk tahsilini Floransa’da yaptı. 1581′de Pisa Üniversitesi’nde tıp tahsiline başladı. Ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583′ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo, bu konudaki çalışmaları sayesinde, 1589′da Pisa’da profesörlük elde etti.
Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galileo, Pisa Kulesi’nden ağırlık düşürerek Aristo’nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaşlı profesörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592′de Pisa’yı terk ederek, Padova Üniversitesi matematik kürsüsüne geldi.
1597′de pratikte çok faydası olan pusulayı toplumun hizmetine sunan

Yazı okunma sayısı(50) Bugün okunma sayısı(48)

Kategori: İtalya | 0 Yorum

7 Eylül 2008

Güven, Vedat Türkali

Vedat Türkali 1956 yılında cezaevinde iken Güven romanını yazma düşüncesi  kendini gösterir. 90′lı yılların başından itibaren ise on yılı aşkın süre Londra’da Güven romanını yazmaya yoğunlaşır. Ve Vedat Türkali, Türkiye Komünist Partisi’nin tarihi niteliğindeki, İkinci Dünya Savaşı döneminin siyasal yapısının sergilendiği Güven adlı romanını 1999 yılında yayınlamıştır.
Zaman, İkinci Dünya Savaşı’nın var gücüyle devam ettiği 1940 ‘ların başı. İstanbul Üniversitesi’nde okuyan bir avuç anti-faşist devrimci genç, dönemin tek muhalefet partisi olan illegal Türkiye Komünist Partisi’ni aramaktadır. Bir avuç insan, 1940′ların Türkiye’sindeki tüm boyutlarıyla sergilenen karanlığı bir ucundan yırtmak için mücadele vermektedir… Vedat Türkali, beş kitaplık ve iki ciltlik romanı boyunca Komitern belgelerine dayanarak, hakkında verilen “desantralizasyon” kararının öncesindeki ve sonrasındaki TKP’nin durumunu romancılığının bilinen ustalığıyla; iç monologlar ve diyaloglara, olayların, olguların, kişilerin akışıyla ortaya koyar. Türkali,

Yazı okunma sayısı(148) Bugün okunma sayısı(58)

Kategori: Türkiye | 0 Yorum

7 Eylül 2008

Vedat Türkali’nin Hayatı

Asıl adı Abdülkadir Pirhasan olan Vedat Türkali, 1919 yılında Samsun’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümünü bitirdi. Maltepe ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.
Vedat Türkali 1944–1950 ağır baskı döneminde devrimci sanat çevrelerinde ilk kez el altında dolaştırılan gizli şiirleriyle (özellikle “İstanbul” şiiri ile) tanındı. Şiir uğraşlarını gizlilik döneminden sonra düştüğü hapishanede mapusluk süresince de sürdürdü.
1958 yılında cezaevinden çıktıktan sonra sinema alanında çalıştı. 40′ın üzerinde senaryo yazdı ve üç filmin yönetmenliğini yaptı. Senaryolarını Vedat Türkali takma adı ile yazıyordu. Film alanındaki emekleri günümüz Türkiye Sineması’nda seçkin bir yer tutar. Geniş izleyici yığınlarını da saran

Yazı okunma sayısı(30) Bugün okunma sayısı(5)

Kategori: Türkiye | 0 Yorum

7 Eylül 2008

Erich Maria Remarque’nin Hayatı

Erich Maria Remark, 22 Haziran 1898 tarihinde Osnabrück’te Roma kilisesine bağlı katolik bir ailenin içinde doğdu. Babası Peter Remark bir basımevi ustasıydı. Osnabrück arşivlerinde bulunan nüfus kayıtlarına göre 17.yy’da ihtilalde katoliklere yapılan baskılar yüzünden Fransa’dan göç etmişlerdi.Önceleri Remarque olan soyisimleri Alman imlasına göre Remark olmuştu.Bir süre Münster Üniversitesi’nde öğrenim gördü ama 18 yaşında birçok kez yara aldığı 1. Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kaldı. Savaştan sonra öğretmenlik, taşçılık ve Berlin’de bir tekerlek firması için test sürücülüğü yaptı.
1929′da, Remarque’nin savaşın mutlak kötülüğünü 19 yaşındaki bir askerin gözünden anlattığı, en ünlü eseri, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Im Westen nichts Neues) yayımlandı. Bu kitabın ardından savaş zamanı ve sonrasını yalın ve duygusal bir dille gerçekçi bir şekilde anlattığı başka eserleri de yayımlandı.
1931′de İsviçre’ye yerleşti. 1933′te, Naziler eserlerini yaktılar ve

Yazı okunma sayısı(27) Bugün okunma sayısı(4)

Kategori: Almanya | 0 Yorum

7 Eylül 2008

Salpa, Yılmaz Güney ‘arayışını inatla sürdüren bir delikanlı’

Yılmaz Güney’in “Selimiye Üçlüsü” olarak adlandırılan “Sanık” ve “Hücrem” romanlarıyla birlikte “Salpa” da 1971-1973 tarihleri arasında yazılıp 1975′te art arda yayımlanmıştır. Yılmaz Güney’in deyişiyle; Salpa’nın kahramanı Mehmet Salpa, hayatın daraldığını hissedip taşradan İstanbul’a kaçan, umduğunu bulamayan, yoksulluğunu anlamlandıramayan; ama arayışını inatla sürdüren bir delikanlı.”
Feridun Andaç, “Salpa” için şu değerlendirmeyi yapar: “Yılmaz Güney, bu ürünleriyle, yazın yaşamına yeniden dönerken, bir anlamda, sanatçı konumunun bilincine varışının da hesaplaşmasını yapar, bu bakış açısının ilk örneklerini verir. Bu hesaplaşmanın öyküsü olan “Salpa”da, geldiği büyük kentte tutunamayan birinin değişme sancıları öncesindeki hesaplaşma ‘an’ı, güvensizlik, korku, tedirginlik ağındaki yaşamında onu sürükleyen bir sorgulayışa, arayışa iter. Sınıfsal, toplumsal bilincin uyanışıyla, özgür olabilme bilincinin oluşumu da işte bu aşamadan sonra oluşur.”
“Bir yanda, dünyaya gözünü açtığı andan bu yana algıladığı, öğrendiği, öğrettikleri, edindiği kişisel, toplumsal alışkanlıklar pislikler, inançlar…

Yazı okunma sayısı(70) Bugün okunma sayısı(4)

Kategori: Türkiye | 0 Yorum

7 Eylül 2008

Benden Selam Söyle Anadolu’ya, Dido Sotiriyu. ‘Düşman, savaştır. Savaş ve onu körükleyen çıkarlar…’

Yunanistan’da 50 baskı yapan, dünyada 10 dile çevrilen, 1909`da Aydın`ın Şirince`sinde doğan Dido Sotiriyu’nun ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’, özgün adıyla ‘Kanlı Topraklar’ (Matomena Homata) 1970′li yıllarda Türkiye’de en çok okunan romanlardan biridir.
1982 yılında Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülü’nü alan bu kitap, kökleri Türkiye’de olan, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’den göç etmek zorunda kalan ünlü Yunanlı yazar Dido Sotiriyu’nun en önemli etkileyici kitabı.
Dido Sotiriyu, gazeteci yazar Zeynep Oral’a Atina’da “Bir tek düşman vardır: Düşman , ne Türklerdir , ne de Yunanlılar… Düşman, savaştır. Savaş ve onu körükleyen çıkarlar…” diyen yazar, kendisini şöyle tanıtıyor:
Babam sabun yapımcısıydı. Çocukluk yıllarımda ailemle birlikte doğduğum Aydın ilinde yaşadım. 1922 yılında Anadolu’dan ayrılarak Yunanistan’a amcamların yanına gelmek zorunda kaldım. Ailem daha sonra göçtü. İlk çocukluk yıllarımın anıları belleğimden silinmiyordu. Babamın arkadaşı Talat Beyler, sokakta oynadığım

Yazı okunma sayısı(57) Bugün okunma sayısı(5)

Kategori: Türkiye, Yunanistan | 0 Yorum

7 Eylül 2008

Karagöz İle Hacivat, Ülkü Ayvaz

O ele avuca sığmaz Karagöz ile Hacivat, yüzlerce yıldır değerinden, eğlendirici ve öğreticiliğinden hiçbir şey kaybetmeden günümüze kadar gelmiştir. Şenlikli, coşku dolu bir kitap “Karagöz ile Hacivat”.
Ülkü Ayvaz’ın “Yaşasın Gökkuşağı”, “Teneke Şövalyeler”, “Şahane Lunapark”, “Gümüş Saçlı Altın Gözlü”, “Domates ile Gözlük” adlı çocuk kitapları da daha önce Cem Yayınları’nca yayınlanmıştı.

1955′de Bayburt’ta doğan Ülkü Ayvaz, İlkokul 1.sınıfı burada, 2.sınıfı komşu ilçe Torol’da, ardından ilköğretimini, öğretmen olan babasının tayiniyle İstanbul’da tamamladı. Hoca İshah Efendi İlkokulu’ndan sonra Hasköy Orta Okulu’nda, Lise öğrenimini de Cerrahpaşa ‘Davutpaşa Lisesi’nde tamamladı.
Lise yıllarında tiyatro çalışmalarına başladı. Tiyatro kolunda, “Nalınlar”(N.Cumalı), “Batak Göl”(Ö.İ.Özturanlı), “Cimri” (Moliere), “Bir Delinin Hatıra Defteri”(Gogol) oyunlarında başrol oynadı. Son iki oyunla İLTÖ (1974), ve AKM (1976) yıllarındaki

Yazı okunma sayısı(35) Bugün okunma sayısı(5)

Kategori: Türkiye, Çocuk Kitapları | 0 Yorum

6 Eylül 2008

Sanat Nedir? Lev Nikolayeviç Tolstoy

Sanat Üzerine, Tolstoy’un kuramsal yapıtları arasında dikkati çekici bir yere sahiptir. İlk kez 1897′de yayımlandı. Rusya’da hep sansüre uğradı. Sansürsüz ilk baskısı 1898 yılında Londra’da, İngilizce olarak yapıldı; Tolstoy da bu baskıya bir önsöz yazdı. On beş yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan Sanat Üzerine yazarın üzerinde en fazla uğraştığı yapıtıdır.
Şimdi sözü Hilmi Bulunmaz’a bırakalım:
“Sanat” sözcüğüne ve bu sözcüğün girdiği bağlamlardaki tümcelere rahatça yaklaşabilen ender insanlardan biri; Tolstoy…
Rus sanat adamı (aslında düşünürü de) Tolstoy, sadece Lenin’e değil; yaşama değgin sorunsalı olan herkese yol gösteren bir fani…
Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından yayımlanan; Tolstoy’un “Sanat Nedir?” kitabını, dilimize Mazlum Beyhan çevirdi. Son derecede hoş bir çeviri. Bu kitabı, defalarca okudum. Yine okuyacağım. Sadece Rus toplumunun sanatsal sorunlarıyla ilgiliymiş gibi algılanmaya elverişli bir kitap olmasına karşın, biraz gayret edildiğinde, hiç de belli bir coğrafyayla sınırlı olmayan bir düşünce ürünü olduğu